YÜKLENİYOR

Aramak için yazın

Kapitalizm nedir, ne demek ? Kısaca Anlamı ve Kapitalizm Örnekleri

Editörün Seçtikleri En Çok Okunan

Kapitalizm nedir, ne demek ? Kısaca Anlamı ve Kapitalizm Örnekleri

Paylaş

Kapitalizm, her geçen sene daha çok destekçisini kaybetse de halihazırda pek çok diyarda bu sistem geçerliliğini korumaktadır.

Kısaca özetlememiz gerekirse, kapitalizm nedir? İdeallerinizi, hayallerinizi, para karşılığında satın alınabileceği yada alabileceğinizi, her şeyin değerinin sadece parayla ölçülebildiği, yaşamınızı devam ettirmek için gereken tüm koşulları yalnızca para ile sağlayabildiğiniz ekonomik yapıya kapitalizm denmektedir.

Daha açıklayıcı olarak kapitalizm sisteminin ne olduğunu, bu yapının tarihini ve baz aldığı temel ilkeleri tanımak için makalemizi okumaya devam edin:

Kapitalizm ne demek?

Kapitalizm, bir ekonomik yapının ifadesidir. Kapitalizm ekonomik yapısında üretim malları özel şahısların egemenliğindedir ve bu yapıda üretim en yüksek kar sağlamak amacıyla yapılır. Başka bir anlatımla; özel mülkiyet, doğa ve insan tarafından oluşturulan sermayenin özel kazanç için kullanılması yöntemiyle belirlenen ekonomik yapıya kapitalizm demekteyiz.

Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser. 

Karl Marx

Kapitalizm Tarihi

Kapitalist sistemi, feodal sistemin yıkılmasıyla beraber başlar. Feodalizmin yıkılması ile beraber kapitalizm ortaya çıkmıştır. Daha iyi anlaşılması açısından burada feodal sistemi de size hatırlamak gerektiğini düşünmekteyim.

Hatırlarsanız, feodal sistem de ekonomik tanımda halk, toprakları ellerinde tutan ve toprağın maliki olan soylulara bağlıydı. Feodal sistemde soylunun toprağında üretimlerini yapan halk, kendisine gerektiği kadarını aldıktan sonra, kalanını soyluya vermek ile yükümlüydü. Feodal sistemde bir manada zenginlik ya da güç tam anlamıyla topraktı. 15. yüzyılda ticaretin gelişmesiyle beraber para işlevini ve aynı zamanda önemini oldukça artırmıştır. Ticaretin gelişmesi ile birlikte yıkılmaya başlayan feodal sistem; emeğin satın alınması ve bununla beraber kiralanmasını ortaya çıkarmış, ticaret ve para kapitalist sistemin ilk aşaması olmuştur. Bu durumda söyleyebiliriz ki, artık zenginlik ve gücün ölçütü toprak değil servet ve paradır.

Feodal sistemin yıkılmasıyla beraber İngiltere’nin başını çekmesiyle kapitalizm tüm Avrupa’ya ve Avrupa’dan da tüm dünyaya yayılmıştır.

Kapitalizm de 5 Temel İlke Nelerdir?

Kapitalizmi daha iyi anlamak adına bu sistemin temel taşı olan ilkelerini, özelliklerini bilmemiz gerekmekte çünkü kapitalist sistemi savunanlar aşağıda yazılan ilkelerin var olmasını zorunlu olarak görmüşlerdir.

  • Özel Mülkiyet Hakkı

Kapitalizmde öncelikle tüm şahıslar sınırsız mülkiyet edinme hakkına sahip olduğu gibi bununla beraber istediği her konuda sözleşme yapabilme özgürlüğüne sahip olmaktadırlar. Bu şekilde baktığımızda kapitalizmde şahıslar özel mülkiyet hakkıyla beraber sözleşme serbestliğine de sahip olmaktadır.

Kapitalist sistemde sınırsız mülkiyet hakkı hem üretim araçlarını hemde tüketim mallarını kapsamaktadır.

Kapitalist sistemde çalışan tüm şahıslar emeğinin ona verdiği ürünleri koruma ve istediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Kapitalist sistemlerde şahıslar emeklerini ve mallarını toplum yararına aksi bir şekilde olmadıkça istedikleri gibi tasarruf etme hakkına sahiptirler. Aynı zamanda hiç bir şahıs çalışmaya yada çalıştığı sırada istemediği işleri yaptırılmasına zorlanamaz.

Kapitalizmin mukavemet ettiği en önemli kurumun özel mülkiyet kurumu olduğunu belirtmeliyiz. Aşağıda bunu size açıklayacağım.

  • Veraset Kurumu

Kapitalizmin mukavemet ettiği bir diğer önemli ilke ise veraset kurumudur. Veraset kurumu ise özel mülkiyetin ayrılmaz bir parçasıdır bundan dolayı sistem için bağlayıcı ve önemli bir koşuldur. Kapitalist sistemde şahıslar, sahip oldukları mal varlığını ve servetlerini istedikleri diğer şahıslara özellikle de kendi soylarından olanlara intikal ettirebilme hakkına ve özgürlüğüne sahiptir.

  • Özel Girişimler ve Çalışma Özgürlüğü

Kapitalist sistemde girişimci, riski şahsına ait olmak kaydıyla doğal kaynakları ve sermayeyi istediği üretim sektöründe istediği şekilde ve istediği miktarda değerlendirebilme özgürlüğüne sahiptir. Kapitalizmde, kar isteği ve serbest girişim özel şahıslara bırakılmıştır. Çalışma ve girişim özgürlüğü kapitalizmde temel bir ilkedir.

  • Kapitalist Sistemde Piyasa Mekanizması

Kapitalizmde, tüm ekonomik problemleri çözümü fiyat sistemiyle çözülmektedir. Kapitalist fikre göre; piyasa sisteminin sağlıklı bir şekilde yürümesiyle fiyatlar mekanizması her sorunu çözecektir. Böylelikle piyasaya devletin karışmasına gerek kalmayacaktır. Bununla birlikte ekonomilerdeki tam çalıştırma sorunu da piyasa sisteminin iyi çalışması halinde kendiliğinden çözülebilecektir.

Kapitalizmin en önemli sorunlarından biri olan gelir dağılımı dengesi ise kapitalist fikre göre piyasa sistemiyle kendiliğinden düzelecektir.

  • Rekabet

Kapitalizmin temel ilkelerinden biri de rekabet kurumudur. Birden fazla şahısın aynı hedefe ulaşabilmek için aralarında gerçekleştirdikleri yarışa rekabet adını veriyoruz. Bu düşünceyle baktığımızda kapitalist sistemde; satıcı ve alıcıların arz ve talep buldukları fiyatlar piyasada rekabet şartları içinde oluşmaktadır. Böylece hizmet ve mallar rekabet ile beraber normal fiyatları belirlemektedir

Kapitalizm Örnekleri

Kapitalizm nedir, kapitalist sistem ne demek mevzusunu birde örnekleri ile anlayalım. Biraz araştırma yaptığınız taktirde, kapitalizm örnekleri ile karşılaşmanız mümkün. Biz de sizler için kendi örneğimizi yazdık ve en basit haliyle kapitalizm ne demek anlattık. İşte size oldukça tanıdık gelecek vaziyetlerden oluşan örneğimiz;

Mesela, arkadaşınızla bir yerde buluşmak için dışarı çıkıyorsunuz. Kapitalizm de daha bu noktada hemen karşılaşmaktasınız. Hayran kaldığınız ancak çok pahalı olması nedeniyle yanından bile geçmek istemediğiniz elbiseyi, firmanın 3 al 2 öde kampanyası ile satın aldınız. Ama tabi ki bu elbiseyle uyumlu ayakkabılarınız da olması şart, değil mi? Bu sebeple ayakkabınızı da aldınız ve sıra şimdi süslenmeye geldi. Çanta ve aksesuarlar da tamam. Saçlarınıza da jöle sürüp, en iyi markanın parfümünü de üstünüze boşalttıktan sonra çıkmaya hazırsınız. Kapitalist sistem içerisinde ilk adımlarınızı attınız. Yolda yürürken birbirinden güzel kafelerin ve çay bahçelerinin önünden geçtiniz. Şimdi her birinin önünde, müşterileri güneşten korumak için koyulan şemsiyelerin farkında mısınız? Peki, şemsiyelerin üstünde birbiriyle adeta yarışan gazlı içecek yada dondurma firmalarının logolarını?

Dışarıdaki işlerinizi tamamladıktan sonra evinize dönerken aniden yağmur yağmaya başladı. Bir de ne gördünüz? Karşınızda elinde 20 tane şeffaf şemsiyeli bulunan bir adam, ‘hey yağmurda ıslanma, tanesi sadece 5 lira’ diye bağırıyor. Tabi mecburen satın alıyorsunuz ve belki de bir daha asla kullanamayacağınız o çirkin şemsiye ile o yağmurdan korunmaya çalıştınız. Bu sırada da ‘ıslanmamak ve üşümemek için bir araba mı satın alsam’ diye düşündünüz. Eve döndüğünüzde de bilgisayarınızı açarak internetten araç fiyatlarını araştırdınız ve işte sizin de gördüğünüz üzere, arkadaşınızla görüşmek için dışarı çıktınız fakat bir araca ihtiyacınız olduğuna düşünerek eve döndünüz. Yani, para ile ilgili hiçbir iş yapmıyorken para gerektiren bir düşünceye daldınız. Kısacası kapitalizm ne demek, hayatınızın ilerleyişinde nasıl gelişiyor, bunu da bir nebze görmüş oldunuz.

Bu olayı her gün yaşıyor olabilirsiniz. Rutin bir hale dönüştüğü için de size normal gelebilir. İşte bu noktada kapitalizm, tam olarak içinize işlemiş demektir. Sizin için sürekli ihtiyaçlar oluşturan, gereksinim fazlalaştıkça rekabeti de ortaya çıkartan, para ile sahip olduğunuz şeyin bir daha belkide hiç kullanılmamasına neden olan, hatta tekrardan satın alınmasını neden olan ve bunu hayatın normal bir günü gibi size yansıtan kapitalizm, aslında bu hikayemizin daha ikinci cümlesinde bizim hayatımıza dahil olmaya başlıyor. Teoriye girmeden, sadece bir tek örnekle size anlattığımız kapitalizmin kısaca anlamı; isteklerinizi sadece ve ama sadece para ile gerçekleştirebileceğiniz ve hatta asgari yaşam koşullarınızı bile para ile sağlayabildiğiniz ekonomik bir mekanizmadır. Para kazanmak için daha fazla çalışacak ve daha çok emek üreteceksiniz ancak sizden çok daha az yıprananlar, çok daha fazla kazanacaklardır. Yani, sizin ihtiyaçlarınız arttıkça onlara erişmenin maliyeti, kapitalizm nedeniyle sizin emeğinizin 3-4 katı seviyesine çıkacaktır.

Kapitalizmin Günlük Hayata Etkisi

Kapitalizmin hayatımıza ne sıklıkta etki ettiğini artık daha iyi anlamaya başladığınızı düşünüyorum. Karakterimizden insan ilişkilerimize, sağlığımızdan doğa kirliliği ve katliamına kadar, her tarzda bizi yönlendiren bir sistem ile karşı karşıyayız. Aslında kapitalizmin değer verdiği temel noktalar, kar maksimizasyonu ve daha çok paradır. Fazla kar ise minimum maliyetle sağlanabilmektedir. Bu noktada ucuz ürün, iş gücü ve makineye ihtiyaç vardır. Bir kağıt fabrikası düşünelim; binlerce ton ağaç kesilmiş ve çok ucuza alınarak işlenmiş. Peki, bu ormanın tekrar yetişmesi için en azından 10 yıl zamanın geçmesi gerektiğini biliyor musunuz? Hiç kimsenin ağaç dikmediği ve sürekli tükettiği bir yerde, ucuz ürünü bulabilmeniz mümkün mü? Bu durumda da asıl değeri düşürülen iş gücü olmuştur. Saatlerce soğukta ya da sıcakta, zorlu koşullar içerisinde çalışan işçilerin emeği değersizleştirilerek, üzerine kar eklenerek piyasaya sunulmuş ve elde edilen bu kazanç ise sermaye sahibinin olmuştur. Bu durumda, hem hayattan hem işten hem de kendinden ‘soyutlanan’ işçi, sağlığını bile kolayca kaybedebilir. Güvenini kaybetmiş olan bu işçi, ameliyat olması durumunda bile, ‘acaba ben gerçekten hasta mıyım, yoksa acaba doktor para kazanmak için mi istiyor’ düşüncesine kapılacaktır.

Kapitalizmde, kimsenin kimseye karışmadığı ve herkesin sadece kendi çıkarını düşündüğü zaman, mutlaka refaha sahip olacağı ve gelir dağılımının da bu sebeple dengeleneceği düşünülmüştür. İnsanın kendi menfaati için verdiği amansız çaba sonunda sahip olunacak kazancın sizi tatmin edici olmadığı, ne yazıkki akıllara gelmemiştir. Kendi menffati için birbirini adeta yiyen işçi sınıfı, kapitalizmi zirvede yaşamaya devam etmektedir. Unutulmamalı ki her sene, milyonlarca bebek ve çocuk açlıktan hayatını kaybederken yağlarından kurtulmak için spor salonunda koşturanlar insanlar da vardır. Çok fazla pahalı diye yanına dahi yaklaşılamayan elbisenin esas sahibiyse günlüğü sadece 1 dolardan daha az bir paraya çalışan işçilerdir.

Üretmeden tüketmenin vurgulandığı kapitalist mekanizmada, akıllara meşhur Kızılderili atasözü gelmektedir:

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık tutulduğunda beyaz adam, paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak.

Her sene konut ya da istihdam miktarını arttırmak için yok edilen ağaçlar, çok daha fazla elektrik için nehirler üstüne yapılan hesler ve tarım yapmak yerine boş bırakılarak verimsiz topraklar haline getirilen tarlalar, geri dönülemeyecek kayıplara neden olmaktadır. Eğer bu durumun çözümü bulunamaz ya da önlenemezse, tehlike çanları sizin için de çalmaya başlayacaktır.

Kapitalizm Çöküyor Mu?

Bu zamana kadar 3 çok büyük kriz savuşturan kapitalizm, tüm ekonomik mekanizmalar içerisinde en esnek ve en uyumlu olanıdır. Günümüzde Amerika ve Avrupa ekonomileri, dünyada çok etkin rol oynasalar dahi gelişmekte olan ülke ekonomilerinin toplamı da dünyanın yüzde 50’sini oluşturmaktadır. Bu ülkelerin herhangi birinde yaşanacak en ufak kriz, taşları yerinden oynatabilmektedir. Çünkü kapitalizm, küresel anlamda ilk defa bu denli güçlendi. Eskiden yaşanan büyük krizler, küresel alana yayılmadan çözülebiliyorken şimdiyse her ülkenin kendi ekonomisi, birbirini etkilemekte. Artık Avrupa piyasası bile Uzakdoğu ekonomisine katkı sağladığı için dünya, birbirine bütünleşmiş durumda.

Kuram bakımından bakacak olursak; gelişmekte olan ülkelere yapılan varlık akışı da son 10 senedir artmış görünüyor. Malesef, gelişmekte olan ülkelere yatırım, bir müddet sonra sona erecek çünkü Amerika ekonomisinin 2008 krizinin tesirlerinden kurtuluyor olması ve tekrar yoluna girmesi, FED’in faiz artırmasına neden olacak. Birbiriyle iletişimde olan Avruda ve ABD ekonomisine bağlı olarak Avrupa Merkez Bankası (ECB) da sermaye akışının kesecek. Sonuç olarak da para, gelişmiş ülkelerin kasasında kalacak ve bu nedenle, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik krizler oluşması ihtimali mevcut. Dünya ekonomisinin % 50’sini temsil eden gelişme yolundaki ülkeler de güçlü ekonomileri etkilemeyecek diye düşünüyorsanız, yanılırsınız. Küresel etkenler, döngüsel krize neden olursa eskisi gibi esnek olmayan kapitalizm, çökme olasılığı yakın görünüyor. 2008 kriziyle tamamen durma noktasına gelen kapitalizm mekanizması, devletlerin ve şirketlerin aldığı ‘sürdürülebilirlik’ tedbirleriyle ayakta kalmaya devam etmektedir. İlerki zamanlarda ise karşımıza hangi formda ve nasıl çıkacağı, henüz bilinemiyor.

Hayatın her yerinde parayı gerektiren bir dönemde yaşıyoruz. Elimizdekileri çok hızlı tüketip yerine, yenilerini üretmeyi düşünmüyoruz. ‘Bu mekanizma böyle, yerine yenisi gelse dahi aynısı olacak’ diye düşünebilirsiniz. Haklısınız. İçinde mekanizma kelimesi geçen her ne varsa, insanı daha ‘canavarlaştırmak’ için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Sizler için bu makalemizde kapitalizmin kötü ve iyi yanlarını örneklerle ve en sade haliyle anlatmaya çalıştık. Birbirine karşı gittikçe hırslanan ve düşman olan bir toplumda belki de en güzel şey, malı mülkü ne varsa satıp kendini doğaya vermek olabilir. Modern ülkelerde birçok kişi, bu sistemin dışına çıkmayı tercih ediyor. Bir düşünün elektrik, trafik ve telefon derdi olmadan, doğayla ve tüm canlılar ile iç içe bir yaşam. Herhangi bir sistemi aklınıza getirmeden, hiçbirine bağlı olmadan sadece nefes aldığınızı ve gerçekten yaşadığınızı hissettiğiniz bir dünya, sizce nasıl olurdu?

Tags:

Yorum Yap